Исторический контекст
Bu bölüm anlatı metni değil, kısa örnek cümlelerden oluşan bir dil malzemesidir. Lerch, Bacmeister'in örneklerini önce Türkçeye çevirip sonra Kürt konuşurlara Kurmanci ve Zaza karşılıklarını söylettiğini açıklar.
Аннотация к исследованию
Zaza cümleleri modern yazıma çevrilmeden, Lerch'in tarihî fonetik yazımıyla verilir. Not satırları, tanık farklarını veya kaynakta görünen muhtemel yazım/transkripsiyon hatalarını belirtir.
Zaza (Lerch yazımı)Türkçe
Aláh ńe merén’u.
Allah ölmez.
Mē̱rdṳ́m é̱meri yai qílmu.
İnsanın ömrü kısadır.
Daíke eílāne (eílekāni) χóe zāf sinén’a.
Anne çocuklarını sever.
T̮íd̮e̱ yai zāf šid é̱stu.
Göğüslerinde çok süt vardır.
Myẹ̄́rde yai h̔as kén’u.
Kocası onu sever.
Ā́ya d̮éni hé̱mle̱ya.
Bu kadın hamiledir.
Še̱š rṓd̮e yau lād̮ ārd.
Altı gün önce bir oğul doğurdu.
Dáh̔a ńe wé̱ša.
Hâlâ hastadır.
Keína yai h̔e̱t rúeništa bermén’a.
Kızı yanında oturur ve ağlar.
Lā́d̮e t̮íd̮e ńe wén’u.
Çocuk emmek istemez.
Keína hé̱m’a pai ńe šuén’a.
Kız henüz yürüyemez.
Yau sé̱re di̥ ā́šme bía.
Bir yıl iki ay önce doğdu.
Ḗ̱n’ie t̮ehér hé̱m’e lā́d̮i wé̱ši.
Bu dört oğlanın hepsi sağlıklıdır.
Yau ve̱rī́e vāz dāmu, aúe díene perén’u (kai kén’u), aúe h̔irī́ne lauk vā́nu, aúe t̮eherī́ne h̔o̤wén’u.
Birincisi koşar, ikincisi zıplar, üçüncüsü şarkı söyler, dördüncüsü güler.
Ḗ̱n’oe me̱rdúm t̮i̥mi yai (d̮ai) kṓri.
Bu adam kördür.
D̮éniai yai (d̮ai) ké̱ra.
Karısı sağırdır.
Vé̱ngi me̱ (Sé̱ki ma vā́d̮i) ńéšna wén’a.
Konuştuğumuzu duymaz.
Beraí tú’e pṳ́reš neiyén’u.
Erkek kardeşin hapşırıyor.
Wai tú’e rā kaúta.
Kız kardeşin uyuyor (çeviride: "uyuyordu").
Baúki ši̥má h̔ayaú rú’eništu.
Babanız uyanıktır.
Tā́neki wén’u.
Çok az yer ve içer.
Ziṅd̮ h̔a myā́ne súrotide.
Burun yüzün ortasındadır.
Di̥ língi mā é̱sti, hérgu dé̱sti mā́de pāṅd̮ ingíšti é̱sti.
İki ayağımız ve her elde beş parmağımız vardır.
Γí̥ži̥k sé̱rede yén’u.
Saç başta çıkar.
Dendā́ni zuā́ṅ h̔a fé̱kde.
Dil ve dişler ağızdadır.
Dé̱stu rā́št qóatu sei dé̱sti t̮é̱pi.
Sağ kol soldan daha güçlüdür.
Yau múye dé̱rga bāryéka.
Bir kıl uzun ve incedir.
Gṓ’eni sū́ra.
Kan kırmızıdır.
Éstei sei ké̱ri sā́γí.
Kemikler taş gibi serttir.
Māsé̱de t̮ími é̱sti, gṓšye t̮íni.
Balığın gözleri vardır ama kulakları yoktur.
Ḗ̱n’oe teir hyedíki ferén’u.
Bu kuş yavaş uçar.
Nišén’u ā́rdda.
Yere iner.
Pé̱li teíride mú’i siaí é̱sti.
Kanatlarında siyah tüyler vardır.
Dā́rede vé̱lgō té̱ze, gíli hi̥šni é̱sti.
Ağacın yeşil yaprakları ve kalın dalları vardır.
Ē̱no’e teir nā́kure bāryék é̱sta, bṓ’et̮e qí̥lma é̱sta.
Bu kuşun sivri gagası ve kısa kuyruğu vardır.
Halyẹ̄́ne wẹ̄́da h̔áki sepī́ é̱sti.
Yuvasında beyaz yumurtaları vardır.
Adí̥r ve̱šén’u, du, qí̥le, ko̤mṳ́r me̱ vién’i.
Ateş yanar: dumanı, alevi ve kömürleri görürüz.
É̱n’a lā́de aúke lé̱ze šuén’a.
Nehirdeki su hızlı akar.
Āšme e̱stárera pī́la, rṓd̮era qí̮d̮a.
Ay yıldızlardan büyüktür ve güneşten küçüktür.
Vizyẹ̄́ri šā́nde varán varā́.
Dün akşam yağmur yağdı.
Eíru sebá me múndiai aíšma fátma día.
Bu sabah gökkuşağını gördüm.
Šau tārī́u, rōd̮ rṓštu.
Gece karanlıktır, gündüz aydınlıktır.
Mā kā́li bekí zazád̮e.
Zazaca konuşuyoruz.
Ši̥mā zazád̮a záni?
Zazaca konuşmayı biliyor musunuz?