Zazaca Öğren

Zazaca - Türkçe Sözlük

Kaynak: Zazaca - Türkçe Sözlük (Harun Turgut, Tij Yayınları)

  • G
  • g — g (ge)
  • g'lyejgı gılejg (m) — salya, ağızdan akan tükürük
  • ga, gah (n) — öküz ga mırenu çerme munenu, merdim
  • gac bıyayış — yumak durumuna gelmek, yumaklanmak, sarılmak
  • gac gac — yumak yumak
  • gac kerdış — yumak biçimine getirmek, yumaklamak, sarmak
  • gac, gaj (m) — yumak, iplik yumağı; | yumak gibi yuvarlak olan
  • gacın — yumaklı, yumak halinde
  • gaflet (n) — gaflet
  • gaga — yeteneksiz,- görgüsüz kimse, öküz, bön
  • gahark — kez, defa, sefer; | raund; | sıra, süre
  • gaibe (m) — gaiplik
  • gale (n) — büyük heybe
  • galgal (m) — sohbet, söyleşi, hasbıhal
  • galgal kerdış — sohbet etmek
  • galge (n) — parçalanmamış ve topak halinde ceviz içi; | birbirine yapışık iki meyve
  • galiba — galiba, sanılır ki
  • galibe (m) — galibiyet, yengi
  • gamêş qirun — camız kıran, ilkbahar fırtınası
  • gamêş, gonıyeş — camız, manda
  • gap purye dayış — avuçlamak, avuç dolusu almak; | pençe vurmak
  • gap, gep (m) — avuç, iri pençe; | avucn dolduracak büyülükte iri taş
  • gatvn* bıyayış — gavurlaşmak, gavur olmak; | insafsızlaşmak
  • gav (m) — büyük dikiş
  • gav gav — büyük dikişlerle dikilmiş
  • gav kerdış — dikmek, büyük dikişlerle dikmek
  • gavm — büyük dikişli
  • gavun cı eştış — dikiş atmak, büyük dikişlerle dikmek
  • gawir kerdış — gawur etmek
  • gawir, gawer — gavur, başka bir dine mensup olan; | dinsiz; | öküz elini yiyen
  • gawirê (m) — gavurluk
  • gawirê kerdış — gavurluk etmek
  • gawirki (n) — gavvurca
  • gawo sıyari suarınga sûr — siyah öküze kırmızı leke, siyah öküze kızıl benekler yakışmak
  • gawun — sığırtmaç, sığır çobanı
  • gawun, gawan — sığırtmaç, sığır çobanı, sığır güden kimse
  • gawunê (m) — sığırtmaçtık
  • gawunê kerdış — sığırtmaçtık etmek sığırları gütmek
  • gay — ineğin boğayla çiftleşmesi, çiftleşme (sığır için)
  • gay ameyış — (inek) bağayla çiftleşme isteği veya zamanı gelmek; | inekle öküz çiftleşmek için bir araya gelmek
  • gay cıt — çifte koşulan öküz, çift sürmekta çalıştırılan öküz
  • gay dayış — ineği boğayla çiftleştirmek
  • gay dıyayış — (inek) boğayla çiftleştirilmiş olmak; | boğayla çiftleşnıiş olmak
  • gaye (n) — gaye, amaç
  • gayet — gayet
  • gayis bıyayış — baygın olmak, bitkin olmak
  • gayisê (m) — baygınlık, bitkinlik
  • gayın — sığır, büyük baş evcil hayvanların genel adı
  • gaz (m) — ısırık, ısırma, dişleme; | kerpeten, kıskaç, pense
  • gaz bıyayış — ısırılmak
  • gaz cı eştış — ısırmak; | kerpetenle tutmak
  • gaz cı nıyayış — ısırılmak
  • gaz cı uayış — ısırmak, dişlemek
  • gaz kerdış — ısırmak
  • gaz purye bıyayış — ısırmak
  • gaz xueri bıyayış — kendini ısırmak; | kcndi kendine zarar vermek (bir beddua sözü)
  • gazete, ğezete (n) — gazete
  • gazeteci — gazeteci
  • gazeteciye (m) — gazetecilik
  • gazi (m) — imdat, yardım çağrısı
  • gazi kerdış — imdat istemek, yardım istemek için bağırmak; | feryat etmek
  • gaziyey ...-ra şayış — imdadına yetişmek, yardım etmeye gitmek
  • gazkerde — ısırılmış olan
  • gaznayış — ısırmak, dişlemek
  • gazınyayış — dişlenmek, ısırılmak
  • gâ ameyış — boğasamak
  • gê bınûsu — yazmalı
  • gêf kerdış — övgüler etmek, övgülü sözler söylemek; | tehdit edici sözler söylemek
  • gêf purı dayış — birini övmek
  • gêf xue ser dayış — kendi niteliklerini abartmalı anlatmak, övünmek
  • gêr (m) — dibek taşı
  • gêraye — çok gezmiş , gezen, gezgin
  • gêraye zunaycwu — çok gezen çok bilir
  • gêrm (m) — çorba
  • gêrma dueyın — ayıanlı çorba
  • gêrmey dui — ayran çorbası
  • gêst ver — açlıktan, açlık yüzünden
  • gêst ver kotış — açlıktan düşmek, çok acıkmak
  • gêst ver merdış — açlıktan ölmek;
  • gûibey gueşarun — küpe salkımı
  • gûlbe (n) — grup, küme, öbek
  • gûlbe bıyayış — kümelenmek, kümeleşmek, gruplaşmak
  • gûlbe gûlbe — küme küme, öbek öbek, salkım salkım, top top
  • gûlbe kerdış — kümelemek, bir araya getirmek
  • gûlbey nuırun — boncuk çilesi
  • gûlbeyın — kümeli, toparlak
  • gûlistun (n) — gülistan, gül bahçesi
  • gûlun feka nayış — kurşuna tutmak, silah sıkmak
  • gûlyer bıyayış — yuvarlaklaşmak
  • gûlyer kerdış — yuvarlaklaştırmak
  • gûlyerık bıyayış — yuvarlaklaşmak
  • gûlyerık kerdış — yuvarlak etmek, yuvarlaklaştırmak
  • gûlyerıkın — yuvarlak, yuvarlak olan, yuvarlakça
  • gûlık (m) — yuvarlak öz, çekirdek
  • gûlıkey çini — göz yuvarı;
  • gûlıkey hâk — yumurta sarısı
  • gûlın — güllü
  • gcbaxnayiş — hırpalamak, dövmek, örselemek
  • gcbcrın — gebermiş
  • gcbernayış — gebertmek, öldürmek
  • gcrrın — uyuzlu, uyuz hastalığı olan
  • gcstaı- (n) — yük hayvanının yükünü bağlıyan kalın ipin ucuna takılı ağaçtan kanca, örk kancası
  • gcwen (n) — geven, keven
  • gcwşekê kerdış — gevşeklik etmek, cesaretli davranmamak
  • ge ..., ge... — bazen, kimi zaman, kah... kah...
  • ge ge, gege — bazen, ara sıra
  • ge, gclı — bazen, ara sıra, arada bir, kimi vakit, bazı
  • geç — ycnmc, oyunda saf dışı kalma veya saf dışı bırakma
  • geç bıyayış — oyunda saf dışı kalmak, yenilmek
  • geç kerdış — oyunda saf dışı bırakmak, yenmek
  • gebax (ın) — hırpalama, boğuşma
  • gebax gırotış — boğuşmak, döğüşmek; | göreş tutmak
  • gebaxiyayiş — hırpalanmak, bağuşmada alla düşmek, boğuşmak
  • gebaxnaye — hırpalanmış olan
  • geber (n) — geberme, ölme
  • geber bıyayış — gebermek, ölmek
  • geber kerdış — gebertmek,öldürmek
  • geberbıyaye — gebermiş olan; | gebcresice, cam çıkasıca
  • geberıyayış — gebermek, ölmek; | gebcrtilmek
  • gecuneyê (m) — delilik, aptallık
  • gedcyın — çocuklu (ana)
  • geddarê kerdış — gaddarlık etmek
  • gede — çocuk, küçük, yavru
  • gede ardış — çocuk doğurmak
  • gedeyê (m) — çocukluk
  • gef (m) — övgü, övgülü söz, övülüş; | göz dağı, tehdit;' | aşağılama, hor hörme
  • gefun cı eştış — tehditler savurmak, tekditkar konuşmak, aşağılamak
  • gefun purye dayış — göz dağı vermek tehdit etmek; hor görmek, aşağılamak
  • gefun xue ser dayış — kendini övmek, böbürlene böbürlene kendini anlatmak
  • gel (m) — topluluk, cemaat, bir yerde bulunanların tümü
  • gelaei — aceleci; | aç gözlü, doymaz
  • gelç (m) — doyum, tadını çıkarma, istekleri giderme
  • gelçey xue tede vetış — bir şeyden tadını çıkarmak, bir şeyden yeterince yararlanmak
  • gelê dewicun — ey köylüler!
  • gele kerdış — ('l:ırlaya) buğday ekmek
  • gelek, gelyek — epey, hayli, çok
  • gelew sûr — kırmızı buğday
  • geley dewicun — köylülerin tümü, bütün köylüler
  • geliccyın — eğlenceli, güldürücü
  • gelice (n) — şakayla karışık konuşma, eğlenceli sohbet; | cğlence, şaka
  • gelice kerdış — eğlenceli konuşmak, güldürücü sohbet etmek, şakalaşmak
  • gelo — acaba
  • gelp — sert yürürken tabandan çıkan ses,rap
  • gelp gelp kerdış — başı boş dolaşmak, volta atmak; | anlamsız ve boş konuşmak
  • gelpay kerdış — volta atmak, bir aşağı bir yukarı dolaşmak
  • gelpay, gelppay (m) — gidip gelme, volta, yürürken ses çıkarma
  • gelpayış — yürürken ses çıkarmak, yürürken bastığı tabanı sarsmak
  • gelpi (m) — ayak sesi, sarsıntı sesi
  • gelzun — yenilebilen bir ot
  • gem (m) — orman, sık ağaçlarla kaplı geniş alan; | ormanlık, orman gibi olan, ağaçlık
  • gem (n) — gem
  • gem bıyayış — ormanlaşmak, içinden geçilmeyecek kadar sık ve birbirine karışmış olmak
  • gem fekrı dayış — ağızma gem vurmak, ağzını bağlamak
  • gem kerdış — gemlemek
  • gem purye dıyayış — gemlenmek, gem vurulmak
  • gem untış — gam çekmek, üzülmek tasalanmak
  • gem, geınm (n) — gam, tasa, kaygı
  • gemar (m) — çöp, toz, kir, pasak
  • gemarın — kirli, pasaklı; | silinip süptirüimenıiş, temizlenmemiş
  • gemi (m) — gemi
  • gemici — gemici
  • gemiciye (m) — gemicilik
  • gencê (m) — gençlik, genç olma durumu
  • gend (m) — toz, pislik; | huy, hoş karşılanmayan ve kaba davranış, kurnazlık
  • gend gevvel — toz toprak, çöp, pislik
  • gendar (n) — bir çeşit ağaç kabuğu ve bundan yapılan toz çeklinde kuyu kırmızı boyası
  • gendarın — ağaç kabuğu boyasıyla boyalı (ayran tulumu vb)
  • gendin — tozlu, çöplü; | kurnaz, kötü karekterli
  • gene — genç
  • gene (n) — kene
  • gene bıyayış — gençleşmek; | genç olmak
  • gene kerdış — gençleştirmek
  • gene pa dûsyayış — kene (gibi) yapışmak, yakasına yapışmak
  • gengoia, gunguela (m) — salıncaklı beşik, içinde çocuk yatırılan salıncak
  • genim — haram, yararı görmeme
  • genim ...-dı ınendış — „boğazında kalsın, zıkkım olsun\" anlamında söylenir"
  • geniın ... kerdış — haram etmek, zıkkım etmek
  • gerayueğe (m) — gezginlik, gezgincilik
  • gerayış — dönmek, dolaşmak, gezinmek, gezmek
  • gerayışra nes kerdış — gezmeyi sevmek
  • gerçi — gerçi, her ne kadar
  • gerd (m) — toz, çok küçük parçacıklar;
  • gerd bıyayış — tozlaşmak, toz haline gelmek, tozlanmak
  • gerd gırotış — tozlanmak, tozla kaplanmak
  • gerd kerdış — tozarmak, toz etmek
  • gerd uw gewel — toz çöp, pislik
  • gerdey şekêr — şekerin tozu, toz şeker gerdin:tozlu
  • gerek — gerek
  • gerek bıyayış — gerekmek
  • gerek kerdış — gerektirmek
  • gereka — gerekir, gerekli, -melı
  • gerekê (m) — gereklik;
  • gereqnaye — baygın, bayıltılmış olan
  • gerguşıdı bıyayış — beşikte olmak, çok küçük yaşta olmak
  • geribê (m) — gariplik, yabancılık
  • germ bıyayış — uyuz hastalığına yakalanmak
  • germ gırotış — sıcaktan hastalanmak
  • germ purı dayış — sıcaklık çarpmak sıcaklıktan etkilenmek
  • germ rue-nayış — sıcak bastırmak, hava çok ısınmak
  • germ uvv qeyaledi — bunaltıcı sıcaklıkta, çok sıcak havada germ uw serdıy xue vıyarnayış: acemiliğini geçirmiş olmak, deneyim kazanmak;
  • germaw (m) — sıcak su, ılıca, kaplıca
  • germin — sıcak
  • germin bıyayış — ısınmak;
  • germin kerdış — ısıtmak, sıcak duruma getirmek, sıcaklaştırmak
  • germine (m) — ısı, sıcaklık, hareret
  • germix vetış — terlemekten koltuk altı gibi yerlerde sivilce çıkmak
  • germixin — tahrişti, sivilceli;
  • germıc (m) — terlemekten koltuk altları ' gibi yerlerde oluşan küçük siğil, terlemekten oluşan alerji
  • germıc vetış — terlemekten talırişli küçük süğül çıkarmak, terlemekten alerji olmak •
  • germık (m) — ılıcaların bulunduğu yer, ılıca kaynağı
  • germıy taştaridı — öğle sıcağında
  • gernnxiyayiş — terlemekten tahriş olmak;
  • gernux (m) — terlemekten koltuk altı gibi yerlerde meydana gelen tahriş veya alerji
  • gernuxnayiş — (ter) tahriş etmek
  • gernı bıyayış — sıcak olmak, havanın sıcaklığı artmak
  • gerr (n) — uyuz
  • gerr vetış — uyuz olmak, uyuz hastalığına tutulmak
  • gerrcci — ihbarcı, şikayetçi
  • gerre (n) — şikayet, itibar gerre kerdış; şikayet etmek, ihbar etmek
  • gerreciyê (m) — ihbarcılık, şikayette bulunma, şikayetçilik
  • gerrey xue tedı kerdış — birisine şikayetini bildirmek, şikayette bulunmak
  • gerrınfi (m) — uyuzluk, uyuz olma durumu
  • gerrıy xue nşnayış — uyuzunu dökmek, kurtlarını dökmek, yapmayı çok özlediği bir şeyi yaparak zevk almak
  • gerın (n) — sıcak, sıcaklık, ısı
  • gerıyayış — dönülmek, dolaşılmak, gezilmek
  • gevv bestış — üşüşmek, bir araya gelmek, toplanmak, çember oluşturmak
  • gevvel vetış — toz duman çıkarmak, tozlatmak
  • gevvendeyê (m) — serserilik, boşboğazlık
  • gevvşek kerdış — gevşetmek
  • gew kerdış — (hayvanı) ağıla tıkmak veya koymak
  • gewel (m) — toz, artık, çöp
  • gewel arye dayış — süpürmek, artık veya çöp toplamak
  • gewelidi mendış — toz ve pasak içinde kalmak
  • gewelin — tozlu, kirli, çöplü
  • gewelm bıyayış — tozlanmak, kirli duruma gelmek, çöplenmek
  • gewelm kerdış — (bir yeri) toz veya çöplerle kirletmek
  • gewen vetış — geven kesmek, geveni kökünden çıkarmak
  • gewende — serseri;
  • gewendeyê kerdış — serserilik etmek, boşboğazlık etmek
  • geweze — geveze, boş yere çok konuşan, lafazan
  • gewezeyê (m) — gevezelik, lafazanlık
  • gewezeyê kerdış — gevzelik etmek
  • gewrek — gevrek
  • gewrekû (m) — gevreklik
  • gewşek — gevşek
  • gewşek bıyayış — gevşemek, gevşetilmek, gevşek olmak
  • gewşekê (m) — gevşeklik
  • gez (n) — akar sularının kenarındaki kumsal yerlerde yetişen taç yapraklı bir bitki, süpürge çalısı, ılgın
  • gezi (n) — süpürge;
  • gezi bıyayış — süpürülmek
  • gezi kerde — süpürülmüş olan
  • gezi kerdış — süpürmek
  • gezi tıra nıkcrdış — bir yere süpürge vurmamak, bir yeri süpürmemek
  • gezmağe (n) — gezi, gezme
  • gezmağe kerdış — gezmek, geziye çıkmak, gezi yapmak
  • gezmağe şayış — gezmeğe gitmek, geziye çıkmak ,
  • gezwe (n) — külieme, bir çeşit mantarın yaptığı bağ hastalığı;
  • geşt (n) — dilenci ve çingenelere verilen yiyecek yardımı, sadaka
  • gi cı verdayış — bir şeyin veya işin içine sıçmak, berbat etmek, bozmak
  • gi kerdış — bok etmek, sıçmak gi kiçend tio bıdi elıend buy dunu: boku ne kadar karıştırılırsa o kadar koku verir
  • gi mıyunra bıyayış — boklanmak
  • gi mıyunra kerdış — bir işin içine etmek berbat etmek, boklamak
  • gi tio dayış — bok karıştırmak, bilişi bozacak şekilde davranmak
  • gi werdiş — bok yemek, yakışıksız bir şey yapmak
  • gidi — gidi;
  • giec bıyayış — delirmek, bunamak, deli olmak, çıldırmak
  • giec kerdış — delirtmek, deli etmek, çıldırtmak
  • giec vicayış — deli çıkmak
  • giecê (n) — delilik, bunaklık, çılgınlık
  • giecune — delice davranış
  • gijbilêy lıevvmdı bıyayış — yarı uykuda olmak, mahmurlaşmak
  • gil bnndt de ameyış — dalları basmak, çok meyve lutan ağacın dallan eğilmek
  • gimiyê (m) — canlılık, dirilik
  • girdê (m) — büyüklük, irilik
  • gire (n) — düğüm;
  • gire akerdış — düğüm açmak, düğüm çözmek
  • gire cı eştış — düğümlemek, düğüm atmak
  • gire dayış — düğümlemek, bağlamak
  • gire dıyayış — güğümlenmek
  • gire gıri sero purye dayış — güğüm üstüne düğüm vurmak
  • gire gıri serrı dayış — düğüm üstüne düğüm vurmak
  • gire purye dayış — düğüm vurmak, düğümlemek
  • gire purye dıyayış — düğümlenmek, düğüm vurulmak
  • gire zunrı gınayış — dili düğümlenmek, dili tutulmak
  • giriş tıra bestış — kundağa sarmak, kundaklamak
  • girişin — kundaklı;
  • girniyaw kerdış — miyavlamak; 1
  • git (n) — her yıl aynı günlerde havanın kötü geçeceğine inanılan fırtınalı dönem;
  • git viyarnayış — tehlikeli durumları geçirmek, zorlukları atlatmak
  • giy xuedi picrı dayış — bokuyla kavga etmek, çok sinirli ve geçimsiz olmak
  • giyin — boklu, pis
  • giyin bıyayış — boklanmak
  • giyin kerdış — boklamak
  • giyme (m) — bokluk, pislik
  • giı-yaye — tıkalı, kapanmış olan
  • gnê kerdış — beliklemek, saçı belik belik örmek
  • gncpahkın — ucu topuz gibi yuvarlak olan
  • gnercal (m) — pıtrak, dikenli tohumlan hayvanlara takılan bir bitki
  • gnercbey xue — kendine denk, kendine uygun, kendi gereksinimi karşılayacak kadar
  • gnin ameyış — kan gelmek, kan akmak, kanamak
  • gnlaş gırutış — güreş tutmak, güreşmek
  • gnni kerdış — canlandırmak, diriltmek, yaşatmak
  • gnnmi (m) — mırıltı, homurtu, hırıltı
  • gnnşirın — cana yakuı, sevimli, tatlı sempatik
  • gnnınayış — gümbürdetmek, gümletmek
  • gnOri bıyayış — yuvarlanmak (yerden)
  • gol eştış — gol atmak
  • gol vverdış — gol yemek
  • gom de ıncştış — bir yere hiç gitmemek, bir yere adım atmamak
  • gom kerdış — adımlamak, adımla ölçmek
  • gomey xue rue-nayış — adımını koymak, adımını atmak
  • gomnayış — adımlamak, adımlarla ölçmek
  • gomuniy xne lıera eştış — adımlarını geniş atmak, çabuk yürümek
  • gomuniy xue berz kerdış — adımlanın kaldırmak, hızlı yürümek
  • gomuniy xue deng gırotış — adımını denk almak, dikkatli olmak
  • gomuniy xue gırun kerdış — adımlarını seyrekleştirmek
  • gomuniy xue hera kerdış — adımlarını açmak, yürürken hızlanmak
  • gomuniy xue lez eştış — adımlarını sıklaştırmak
  • gonk — gri, boz
  • gorıkın — grili
  • goyın (n) — balıkları sersenıleştiren bir ot
  • goın de eştış — bir yeıc adım atmak, bir yere ilk defa gitmek
  • goın eştış — adım atmak, yürümek
  • goın gom gerayış — adını adım gezmek, adım adını dolaşmak
  • goıney xue deng eştış — adımını denk atmak, dikkatli davranmak
  • goıney xue ra-nayış — adımını atmak, bir yere adını atmak
  • goınıb gom — adım adını;
  • gtnj gınj — çocukları işemeye teşlik etmek için söylenilir
  • guatık (m) — topuz gibi yuvarlak olma durumu
  • guatıkey çim — göz yuvarı, gözün yuvarlak olan parçası
  • guatıkey kinger — yabani kengerin dikenli ve topuzlu kısmı
  • guatıkın — yuvarlak çiçkin, topuzlu
  • guaza ğıj — çetin ceviz, kırılması ve ayıklanması zor olan ceviz
  • guazek (m) — el ve ayak bileğinde çıkıntılı ve yuvarlak kemik kısnu
  • guazmirçık — ağaçkakan (kuş)
  • guazuniy xue tede bar kerdış — (biriyle) kozlarını paylaşmak, zora baş vurarak aralarındeki sorunu çözümlemek
  • guazvec (n) — ceviz yarma çakısı
  • guazyer (m) — ceviz ağacı
  • guâz şılutış — ceviz kırmak, findik kırmak, öapkinlik etmek
  • guêc bıyayış — ilk kez emzirilmek '
  • guêc kerdış — ilk kez emzirmek
  • guêş bêl kerdış — kulak kabartmak
  • guêş xueri cenayış — kulaklarını tıkamak, duymamazlık tan gelmek
  • guêşiy xue akerdış — (bir kimse) kulaklarını açmak,kulak kabartmak, dikkatle dinlemek guêşiy xue bêl kerdış:(hayvan için) kulaklarını dikmek, dikkat kesilmek;
  • gucpalık (n) — ucu biraz şişkin ve yuvarlak sopa, topuzlu sopa, cop
  • gucrebe — uygun olarak, göre, kadar
  • gucşiy xue gırotış — kulaklarını tıkamak, duymamazlıktan gelmek, ilgilenmemek
  • gucştari bıyayış — dinlenmek, kulak verilmek
  • gucştari kerdış — dinlemek
  • gucştawk (m) — ct suyu
  • gueçinek (m) — kıkırdak
  • guec (n) — yeni doğan yavruyu ilk kez emzirme
  • guecak panayış — düğmeyi giysiye dikmek
  • guecak tafınayış — düğmelemek, düğmeyi iliklemek
  • guecakın — düğmeli
  • guel bestış — toplanmak, çember şeklinde bir araya gelmek;
  • guel bıyayış — göl oluşmak, göllcnmek
  • guelın — daireli, çemberli;
  • guenın — görümce, bir kadına göre kocasının kız kardeşi
  • guepal — ucu biraz şişkin ve yuvarlakça olan
  • guer (n) — mazar, ölünün gömüldüğü yer
  • guernne — görümcelik
  • guevend debıyayış — halay oynamak için elele tutuşmak, dans etmeye başlamak
  • guevend dekotış — oyuna dalmak, bir işin heyecanına kapılmak
  • guevend dfırra weşa — dışardan halayı seyretmek güzeldir
  • guevend gırotış — halay çekmek, 16 halk oyunlarını oynamak
  • guevend kerdış — halk oyunlarını oynamak, dans etmek
  • guevendçi — halk oyuncusu, halk danslarını oynayan kişi
  • gueş cı dantış — kulak vermek, işitmeye çalışmak
  • gueş kotış — kulağa girmek, kulağına girmek
  • gueş pa kotış — kulak asmak, dinlemek, önemsemek
  • gueş pa nıkotış — kulak asmamak, önemsememek, dinlememek
  • gueş ser nayış — kulak asmak, dikkatle dinlemek, kulak vermek;
  • gueşare (n) — küpe
  • gueşare xue gueşa kerdış — kulağına küpe takmak
  • gueşareym — küpeli
  • gueşbel — dik kulaklı (keçi vb)
  • gueşdar — dinleyici
  • gueşdarê (m) — dinleyicilik
  • gueşe (n) — salkım
  • gueşe tepıştış — köşe tutmak, köşe kapmak
  • gueşebend (n) — köşebent
  • gueşew cuaryenıdı rue-nıştış — baş köşeye oturmak, üst köşede oturmak
  • gueşey engûr — üzüm salkımı
  • gueşey sêr — üst köşe, baş küşe
  • gueşey xue uncıyayış — köşesine çekilmek, hiçbir işe karışmayarak yaşamak
  • gueşeym — köşeli;
  • gueşgırun — ağır işiten az işiten
  • gueşle (n) — üzümü alınmış salkım çöpü;
  • gueşqax — kepçe kulaklı
  • gueşqir — küçük kulaklı, kulakları dik ve küçük olan (hayvan için)
  • gueşra — kulaktan
  • gueşt bestış — et bağlamak, şişmanlamak, semiz olmak 1
  • gueşt bie este ınbenu — et kemiksiz olmak
  • gueşt kerdış — kışa saklamak üzere kavurma yapmak
  • gueşt uvY nengu ciera nıbeni — et ile tırnak gibi birbirinden ayrılamaz, et . ile tırnak gibi olmak
  • gueştari (m) — dinleme, kulak verme
  • gueştariyey fermun ınkerdış — ferman dinlememek, hiçbir buyruk dinlememek
  • gueştariyey leşey xue kerdış — kendi vücudunu dinlemek, vücudunun direncini ölçmek, hastalığa karşı direnç göstermemek
  • gueştariyey xeber kerdış — laf dinlemek, söz dinlemek
  • gueştariyey xue kerdış — kendini dinlemek (hastalık, ağrı, sızı bakımından), kendini yoklamak, hastalık kuruntusu içinde olmak
  • gueştariyueğ — dinleyici, dinleyen kimse
  • gueştwer — etçil, et oburlar
  • gueştın — etli
  • gueştın bıyayış — etlenmek, semirmek,
  • gueşuniy xue lıera kerdış — kulaklarını açmak, dikkatle dinlemek
  • gueşuniy xuera inun ınkerdış — kulaklarına inananıamak, duyduğuna inanamamak, duyduklarına hayret etmek
  • gueşunra gırun bıyayış — kulakları ağır işitmek, kulakları iyi işitmemek, sağır olmak
  • gueşıdı — kulakta
  • gueşın — kulaklı
  • gueşıy xue ser nayış — can kulağıyla dinlemek, kulak kesilmek, dikkatle 112 dinlemek
  • gueşıy xue xeber ser nayış — laf dinlemek, söz dinlemek
  • gueıne (n) — dağ evi, bağ evi, yayla evi, basit yapılmış barınak
  • guherr — açık havada sürüyü bekletildiği yer
  • guiaş (m) — güreş
  • guid potış — bir çeşit hamur yameği pişirmek
  • guin bıyayış — kan olmak
  • guin cı vetış — kanatmak
  • guin cı vıstış — kanatmak
  • guin dayış — kan vermek
  • guin gırotış — kan almak
  • guin lêş berdış — kan gövdeyi götürmek, çok insan öldürülmek
  • guin pede şayış — (birisinden) kan gitmek; 2](lolıosalı, ishali olan) kan kaybetmek
  • guin qelebnayiş — kan kusmak, kan ağlamak, çok üzülmek guin rışıya arye nıdıyena, este şıkıyo
  • guin rışnayış — kan dökmek, ölüme ncdcn olmak, cana kıymak
  • guin rışıyayış — kan dökülmek, kan akıtılmak
  • guin tede ıneğclıyayış — kan oturmak, dokular arasında kan birikmek,
  • guin tıra ameyış — -den kan gelmek kanamak
  • guin tıra ardış — kanatmak 17
  • guin tıra şayış — -den kan gitmek, kan kaybetmek
  • guin untış — kan çekmek, akrabalık özelliği taşımak;
  • guin uıv gninaşerıdı mendış — kan ıevan içinde kalmak, her yanı kana bulaşmış olmak
  • guin verdayış — (eski yönteme göre) tansiyondan rahatsız olanlardan kan almak veya kan akıtmak
  • guin vicayış — kan çıkmak, kan dökülmek;
  • guin waştiş — kan istemek, kana kan istemek
  • guin xue sıpıtış — kan emmek;
  • guin xue zerre kcrdış — kanını içine akıtmak, çok üzmek;
  • guiney xue sero dayış — uğruna kanını cermek, kanıyla ödemek
  • guino çarnayış — kana bulamak, kana boyamak,kan içinde bırakmak
  • guino gerayış — kana bulanmak, birini öldürmek, katil olmak
  • guinra mırd ınbıyayış — kana doymamak, kana susamak, öldürme hırsı doğmak
  • guinri guin waştiş — kana kan istemek, öldürenin öldürülmesini istemek
  • guinwer — adam öldüren, katil, zalim
  • guinşirın — kanı sıcak, sevimli
  • guinıtı — kanlı
  • guiınn bıyayış — kanlanmak; kanlamak
  • guiınn kerdış — kanlandırmak
  • gulal (m) — bok böceği
  • gulaş kerdış — güreşmek
  • gulaşçi — güreşçi
  • gulnnın — yağlı (ct), scnıiz (hayvan)
  • gulp — güm guip gulp purye dayış:güm güm vurmak
  • gulpayış — gümlemek;
  • gulpi — gümbürtü
  • gummayış — gümbürdemek, gümlemek, güm diye ses çıkarmak
  • gummi (m) — gümbürtü, gümbürdeme sesi, davul sesi
  • gumuno kı — ihtimal ki, olabilir ki
  • gun cı aıncyış — canlanmak, birine can gelmek
  • gun cı dayış — birisine can vermek, canlandırmak, yaşatmak
  • gun cı dıyayış — bilisine can verilmek, canlandırılmak, yaşatılmak
  • gun daynnş nıbıyayış — can dayanmamak, yıpratıcı olmak
  • gun dayış — can vermek, ölmek;
  • gun dayış uw gırotış — can alıp can vermek, ölüm sıkıntısı içinde olmak, can çekişmek
  • gun dc-fıstış — canlandırmak, can vermek
  • gun de ameyış — canlanmak, can, gelmek
  • gun de-kotış — canlanmak
  • gun feda — can feda
  • gun gırotış — can almak
  • gun qirbun — can kurban
  • gun sero dayış — üzerine can vermek, çok sevmek
  • gun tede ınnıcndış — (birinde) can kalmamak, güçten düşmek
  • gun tıra sayış — canı gitmek, ölmek
  • gun tıra vicayış — -dcn can çıkmak, ölmek
  • gun vctış — can çekişmek, eziyet çekmek, sıkıntılı yaşamak
  • gun vendı bıyayış — can çekişmek, olmak üzere olmak, komada olmak
  • gun weşê — can sağlığı
  • gun xelesnayiş — can kurtarmak
  • gun-ger — can alan
  • gune bıyayış — İtinalı olmak, yazık olmak
  • gune kotış — günaha girmek
  • gunekarê (m) — günahkarlık
  • guneko — yazıktır, günahtır
  • gunger (n) — can alan, Azrail
  • gunger verıdı bıyayış — ölümünün eşiğinde olmak, can alanın elinde olmak
  • guni — diri, yaşayan, canlı, sağ
  • guni bıyayış — canlanmak, dirilmek yaşamak
  • guni guni — diri diri, canlı canlı
  • guni nıendış — sağ kalmak, canlı kalmak, ölmemiş olmak
  • guni verdayış — sağ bırakmak
  • guno wcş — can sağlığı
  • gunuın — ihtimali, olabilen, olasılı
  • gunuın ınbıyayış — bulunmamak, bitmiş olmak, yok guımın ınkcrdış. sahip olmamak, bilmiş olmak 18
  • gunuınc (m) — ihtimal, bir şeyin olabilme durumu, olabilirlik
  • gunwer — canavar
  • gunwer bıyayış — canavarlaşmak
  • gunşcnikê (m) — naziklik, alçak günüllülük
  • gunşcnık — nazik, başkalarına karşı saygılı olan, mütevazı ve alçak günüllü
  • gunşinne (m) — cana yakınlık, sevimlilik, sevimli olma durumu
  • gunın — canlı, canı olan