Zazaca - Türkçe Sözlük
Kaynak: Zazaca - Türkçe Sözlük (Harun Turgut, Tij Yayınları)
- R —
- r — r(re)
- ra — (ön takı, füllerin önüne gelerek bileşikler kurar)
- ra-ameyış — (hamur, yoğurt) maya tutmak, mayanın etkisiyle kabarmak; | vurmak için gerilmek, atağa geçmek, coşmak; | bilennıek, kesici alet keskin duruma gelmek; | yağış yağacak duruma gelmek
- ra-ardış — mayalanmayı sağlamak, maya tutmasına yol açmak; | bilemek, kesici aleti keskin bir dununa getirmek
- ra-berdış — vurmaya girişmek, bir şeyi kaldırıp vurmaya hazır hale getirmek, gerdirmek
- ra-bestıyayış — akıtılmak, su akağından akmaya başlamak; | yola koyulmak, yola çıkmak
- ra-bestış — akıtmak, akmasını sağlamak, suyu arka akıtmak, suyu akağına salmak
- ra-bırnayış — bir yeri bir engelle birbirinden ayırmak
- ra-bırıyayış — bir engelle veya bir duvarla birbirinden ayrılmak
- ra-bıyayış — serilmek, yere serilmek yere yayılmak
- ra-cenayış — (pencereyi) örtmek, (kapıyı) kapamak
- ra-cıyayış — (pencere, kapı) kapanmak, örtülmek
- ra-darıtış — -e doğru doğrultmak; | göstermek; | berirtmek, işaretle belirtmek
- ra-darıyayış — -e doğru doğrutulmak; | gösterilmak; | belirtilmek
- ra-dayış — harakete geçmek, yola çıkmak, yol gitmek için harakete geçmek, yola koyulmak
- ra-dıyayış — harakete geçilmek, yol gitmek için harakete geçilmek, yola çıkılmak
- ra-fınıyayış — yatırılmak, yere yatırılmak, yere uzatılmak
- ra-fıstış — yatırmak, yere yatırmak, yere uzatmak; | (haber) yaymak; | yere sermek
- ra-girıyayış — gerilmek; | dengede tutulmak, dengelenmek,
- ra-gınayış — yola koyulmak, yola çıkmak, harakete geçmek; | körelmek, keskinliğini yitirmek; | (lıamur) kabarmak, ekşimek
- ra-kcrdış — -e sermek, -e yaymak, yere sermek
- ra-kotış — yatmak, yere uzanmak
- ra-mendış — yolcu etmek, yolcuyla kapıya kadar gitmek, uğurlamak
- ra-muecıyayış — gösterilmek, sergilenmek
- ra-muetış — göstermek, sergilemek
- ra-nayış — (adım) atmak, (yüzerken kulaç) atmak, ayak veya kolunu ileriye doğru hareket ettirmek
- ra-nıyayış — (adım) atılmak, (kulaç) atılmak
- ra-pernayış — ürkütmek, irkiltmek'
- ra-perrayış — sıçramak, irkilmek
- ra-qeldıyayış — yere yatmak, yüz üstü yere uzanmak
- ra-qesnayış — lapa lapa etmek, yoğurdu ısıtarak bozmak
- ra-qesıyayış — (süt, yoğurt) bozulmak, lapa lapa olmak; | (kaslar) zedelenmek, aşırı çalıştırmaktan kaslar ağrımak
- ra-qilênayiş — yerinden koparmak, yerinden kaydırmak, çökertmek
- ra-qılıyayış — yerinden kopmak, yerinden kaymak (toprak'kayması)
- ra-rcqesıyayış — sıvışmak, uzaklaşmak, defolmak
- ra-reysayış — kaymak, bir yerden kaymak
- ra-reysnayış — -e kaydırmak
- ra-viyarnayış — geçirmek, (dereden vb) karşı tarafa geçirmek; | geçinmek, yaşamını sürdürmek, geçinip gitmek, günlerini geçirmek; | hatlatmak, kurtulmak
- ra-viyertış — -den geçmek, bir yerden geçmek; | giderken bir yerden geçmek
- ra-şayış — gerilmek, vurmek için gerilmek, uzun atlamak için geriye giderek gerilmek
- ra-şunayış — dağıtmak, bir yerin veya bir şeyin düzenini bozmak
- ra-şıyayış — dağılmak: | dağıtılmak, bir şey rastgele sağa sola atılmış olmak
- Rabbi — Rab, Allah
- raberde — gerili, bir şey havada ve vurmaya hazır durumda olan .
- rabeste — akağına akıtılmış (su), akmakta olan
- rabırnaye — bir engelle birbirinden ikiye ayrılmış (yer)
- rabıyaye — yere serilerek kullanılmış olan, serili, serilmiş (kilim)
- racenaye — kapatılmış olan, kapalı, örtülü (kapı, pencere)
- racıyaye — kapanmış olan, kapalı, örtülü (kapı, pencere)
- radaye — yola çıkmaya hazır olan, harakete hazır olan
- radyo (m) — radyo
- radyoçi — radyocu
- radyoçiyê (m) — radyoculuk
- raf (n) — raf
- rafızi — rafızi
- rafızıye (m) — rafızilik
- ragmaye — yola çıkmış olan, yola koyulmuş olan
- ragırote — gerili, gerilmiş olan
- rahar akerdış — yol açmak, yolu açmak
- rahar anayış — yol açmak
- rahar bırnayış — yol kesmek
- rahar cı dayış — yol vermek
- rahar cı muecnayış — yol göstermek ne yapılacağım öğretmek
- rahar cıri venayış — yolunu bulmak, çaresini bulmak
- rahar de-fıstış — yol açmak, bir yerden çok gidip gelerek yol açılmasına neden olmak
- rahar gerayış — yol aramak, çare aramak
- rahar gırotış — yolu kapatmak, yolu tutmak; 2)yolunu tutmak, bir yere doğru gitmek
- rahar kerdış — yol etmek, sık sık gidip gelmek, yol yapmak
- rahar kotış — yola çıkmak, yola düşmek, yola koyulmak
- rahar pawitiş — yol gözlemek
- rahar venayış — yol bulmak, çare bulmak
- rahar vıraştış — yol yapmak, arayı düzeltmek
- rahar zunayış — yol bilmek
- rahar şayış — yol gitmek, ilerlemek, yola gitmek
- rahara şayış — yürümek, yol yürümek, yol gitmek, yolda ilerlemek, • yolda gitmek
- raharo rast — doğru yol, gerçek yol
- raharuna nıendış — yollarda kalmak
- raharın — yollu, yulu olan
- raharıy abırıyayış — yolu ayrılmak, yolları ayrılmak
- raharıy çari — çıkar yolu, çözüın yolu
- raharıy sımer — saman yolu
- raharıy xue çarnayış — yolunu değiştirmek
- raharıy xue bedelnayış — yolunu değiştirmek, başka yola gitmek
- raharıy xue ser kotış — yolundan ayrılmak, yolunu şaşırmak
- raharıy xue tepıştış — yolunu tutmak, bir yere doğru gitmek
- raharıy xue venayış — yolunu bulmak, yolunu görmek
- raharıy xue vin kerdış — yolunu kaybetmek, yolunu şaşırmak
- raharıy xue şaş kerdış — yolunu şaşırmak, yanlış yola sapmak
- raharıy xuera şayış — yolundan gitmek, işine bakmak; 2)doğru bulduğu şeyleri yapmak
- rahâr ser ameyış — yola gelmek, düzelmek, uslanmak
- rahâr ser ardış — yola getirmek, düzeltmek, uslanmasını sağlamak rahâr ser vıstış:yoldan çıkarmak doğru yoldan ayırmak, aldatmak
- rahâr sero bıyayış — yola çıkmak üzere olmak, yol üzerinde olmak
- rahâr serrı kotış — doğru yoldan ayrılmak, kötü yola sapmak, kötü yola düşmek
- rakerde — serili, yere serilmiş olan
- rakote — yatan, yatmış olan
- ralıar fıstış — yola çıkarmak, yolcu etmek, uğurlamak
- ralıara mendış — yolda kalmak
- ralıarra açarnayış — yoldan çevirmek, gitmesini engelemek
- ralıarra vicayış — yoldan çıkmak, doğru yoldan ayrılmak
- ralıarra şayış — yoldan yürümek, yolda gitmek, gitmek
- ralıarun kotış — yollara düşmek, yollara dükülmek
- ralıarıy tû akerdebu — yolun açık olsun ! uğurlar olsun
- ralıib — rahip
- ralıiba — rahibe
- rap — dik, gergin (kas, organ), kasılı
- rap — rap, bir şeye vurunca rap diye çıkan ses, sert yere basınca ayak tabanından çıkan ses
- rap bıyayış — dikleşmek, sertleşmek gerginleşmek, kasılmak
- rap kerdış — dikleştirmek, sertleştirmek, gerginleştirmek
- rap rap — rap rap
- rap rap şayış — rap rap yürümek
- rap raşt — dosdoğru, sağa sola sapmadan; 2)eğri büğrü olmayan, çok doğru
- rap vınderdış — dik durmak, gergin durmak, kasılı durmak
- rapayış — rap diye ses çıkarmak, patırdamak
- rapê (m) — dik olma durumu, sert olma durumu, gergin olma durumu
- rapi (m) — patırtı, ayak sesi, sert yürüme sesi
- rapi vetış — patırtı sesi çıkarmak
- rapnayış — rap diye ses çıkarmak, patırdatmak
- rapor (n) — rapor
- rasta — gerçekten, sahiden; 2)doğru, gerçek
- rasta vatış — gerçekten söylemek; 2)doğru söylemek raştaraşt:dosdoğru, direkt, doğruca
- raviyerte — geçe, geçmiş olan, geçip giden
- ravıstc — yatık, yere yatırılmış olan, yere uzatılmış olan
- ray (n) — ray
- ray (n) — yol; 2)kez, kere
- rayberê (m) — rehberlik
- rayberê kerdış — rehberlik etmek, yol göstermek
- rayra vicayış — raydan çıkmak
- rayun — yolcu
- rayun kerdış — yolcu etmek
- rayunê (m) — yolculuk
- rayunê kerdış — yolculuk etmek
- raziyê — razı olma, hoşnutluk
- razı — razı, hoşnut
- razı bıyayış — razı olmak, kabul etmek, hoşnut olmak
- razı kerdış — razı etmek, hoşnut etmek, kabul ettinnek
- raşaye — dağmık; | savurgan, müsrif
- raşt — doğru, gerçek; 2)doğruca, dosdoğru, direkt; 3)sağ (kol, taraf); 4)rast (gelmek)
- raşt anıeyış — doğru gelmek; 2)rast gelmek, denk gelmek, tesadüf etmek
- raşt ardış — doğru getirmek; 2)rast getirmek, denkleştirmek
- raşt çewt — doğru eğri, doğru çarpık; 2)doğnı yanlış
- raşt bıyayış — doğrulmak; 2)doğrulanmak; 3)düzetilmek, düzelmek; 4)doğru olmak
- raşt kerdış — doğrultmak; 2)doğrulanıak; 3)düzeltmek; 4)doğru yapmak, doğru etmek
- raşt pie anıeyış — rastlaşmak, karşılaşmak
- raşt rue-nıştış — doğru oturmak
- raşt vatış — doğru söylemek, açık konuşmak, gerçeği söylemek
- raşt venayış — doğru bulmak, uygun bulmak
- raşt vicayış — doğru çıkmak, gerçek çıkmak
- raşt şayış — doğru gitmek; 2)rast gitmek, uygun gitmek; 3)doğruca gitmek
- raştê (m) — doğruluk, gerçeklik; 2)doğrusu
- raştê pere nıkena — doğruluk para etmezi dürüstlük para etmez
- raştêy guri — işin doğrusu, işin gerçeği, doğrusu
- raştki — doğrucu, doğru söylemeyi huy edinmiş olan; 2)gerçekçi, gerçeğe uygun olarak; 3)doğruca, hiçbir yöne sapmadan; 4)doğru, doğru yöntem
- raştkiyê (m) — doğruluk,doğruculuk; 2)gerçekçilik
- raştra çep — sağdan sola; 2)doğru yanlış
- raştyen — gerçek, hakiki
- raştyer — daha doğru
- raştık (m) — doğru, gerçek; 2)yapmacık, uyduruk
- raştıkyen — hakiki, gerçek
- raşunaye — sağa sola dağıtılmış olan, dağınık
- raşıkte — orta yaşlı, orta yaşlarında
- raşıyaye — sağa sola dağılmış olan, dağınık
- rağbet (n) — rağbet, itibar
- rağbet cı dayış — rağbet vermek,\" rağbet göstermek"
- rağbet kerdış — rağbet etmek
- rağbet vênayiş — rağbet görmek, rağbet kazanmak
- rağbetin — rağbetli
- rây ser kotış — raydan çıkmak, ray üzerinden düşmek
- rês — kayma
- rêsik — kayma
- rêsikin — kaygın, kaygan
- rêsikmê (m) — kayganlık
- rêsmk — kayma, kaydırış; 2)kaygan
- rêsniyayiş — kaydırılmak
- rûçıknaye — yoluk, tüyleri yolunmuş olan; 2)cılız, çirkin, tipsiz
- rûçıknayış — yolmak, çekip koparmak; 2)sömürmek, birisini kandırarak parasını almak
- rûçıkın — tipsiz, biçimsiz, çirkin
- rûçıkıyaye — yolunmuş olan; 2)zayıf, cılız, çirkin, arık 274
- rûçıkıyayış — yolunmak, çekip koparılmak; 2)sömürülmek
- rûisiyayê (m) — yüzkarası, yalancılık, yüz kızartıcılık
- rûnvo sıpyevva tıra vicayış — (bir işten) yüz akı ile çıkmak
- rûswa — ıüsva, rezil
- rûswa kerdış — rüsva etmek, rezil etmek
- rûswayê (m) — rüsvalık, rezillik
- rût bıyayış — çıplak olmak, çıplaklaşmak; 2)yoksun kalmak, parasız kalmak
- rût kerdış — çıplaklaştırmak; 2)yoksun bırakmak
- rûtê (m) — çıplaklık; 2)yoksunluk
- rûşvvet dayış — rüşvet vermek
- rûşwet gırotış — rüşvet almak
- rûşwet werdiş — rüşvet yemek, rüşvet almak
- rûşwetçi — rüşvetçi
- rûşwetçiyê (m) — rüşvetçilik
- rûı çarnayış — yüz çevirmek, ilgiyi kesmek
- rûı cı dayış — yüz vermek, ilgi göstermek,şımartmak, yüz göz olmak
- rûı cı nıuetış — yüz göstermek
- rûı gırotış — yüz almak, şımarmak
- rûı kerdış — kızgın ve öfkeyle bakmak, ilgi göstermemek; 2)(yorgana bv) yüz çekmek
- rûı rûira şarmıyayış — yüz yüzden utanmak rûı tede ınnıendış:yüzü kalmamak
- rûı uw çimiy xue po çarnayış — bir şeye yüzünü gözünü bulaştırmak, bir işi bozmak rûı uw çimiy xue tede verdayış: (bir şeye) yüzünü gözünü bulaştırmak, bir işi becerememek
- rûı venayış — yüz bulmak, ilgi görmek
- rûıdra — yüzünden, -den dolayı', -den ötürü
- rûıdı vvıyayış — yüzüne gülmek
- rûıdıy tûra — senin yüzünden
- rûınemır — ynmaşak yüzlü, güler yüzlü, iyiliksever
- rûıra — yüzünden, yüzden, -den dolayı, sebebiyle
- rûısıpycye (m) — ak yüzlülük
- rûısıpye — ak yüzlü, yüzü ak
- rûısıya — kara yüzlü, yüzü kara, yalancı, yüz kızartıcı suç işleyen
- rûısıyaye kerdış — yalancılık etmek, yalan söylemek
- rûıy asmyên — gök yüzü
- rûıy erdun — yeryüzü
- rûıy rehatê nıvenayış — rahat yüzü görmemek
- rûıy ser verdayış — yüz üstü bırakmak, kötü bir durumda yapayalnız bırakmak rûıy uvv çimuniy xuewo çarnayış: yüzüne gözüne bulaştırmak, bir işi becerememek
- rûıy xue çiqirnayiş — yüzünü buruşturmak, hoşnutsuzluğunu göstermek
- rûıy xue gırotış — yüzünü kapatmak, yüzünü örtmek
- rûıy xue siya kerdış — yüzünü kara etmek, utanılacak suç işlemek; 2)yalan söylemek
- rûıy xue tal kerdış — yüzünü ekşitmek, yüzünü buruşturmak
- rûıy xue taştış — yüzünü tıraş etmek, sakalını tıraş etmek
- rûıy xue tıra sawitiş — (bir şeye) yüzünü sürmek, sevgi göstermek
- rûıy xue tırş kerdış — yüzünü ekşitmek, hoşnutsuzluğunu belirtmek
- rûıy xue ver — utanmaktan
- reçete (n) — reçete
- reçeteyın — reçeteli
- rebaqe (n) — harmanda ekin dövmek için ikiden çok koşum hayvanının birbirine bağlamasıyla oluşan koşum; 2)koşun
- rebaqe çarnayış — koşum hayvanlarıyla harmanı dövmek
- rebaqewa bestış — (hayvanı) koşuma bağlamak
- recef (n) — titreme, ürperme
- recef purye fıstış — ürkütmek, ürpertmek, titretmek
- recef purye gınayış — titremek, titreme tutmak, ürpemıek, ürkmek
- recefnaye — titreyen
- recefnayış — titretmek; 2)ürpetmek
- recefıyaye — titrek, titreyen
- recefıyayış — titremek; 2)ürpermek
- recim (n) — recim
- recim kerdış — recmetmek, taşa tu- , tarak öldürmek
- red (n) — ret, geri çevirme
- red bıyayış — reddedilmek, kabul edilmemek, reddolunmak
- red kerdış — reddetmek, kabul etmemek
- ref (n) — kuşak, aynı boy ve büyüklükte olanların meydana getirtiği grup, sürü
- ref bestış — dizi oluşturmak, grup oluşturmak'
- ref ref — dizi dizi, grup grup, sürü sürü, aynı yaşta olanlar
- refıy keynun — bir grup kız
- refıy masun — balık sürüsü
- refıy mirçıkun — kuş sürüsü
- rehat bıyayış — rahat olmak, kolay olmak; 2)kolay yapılmak; 3)rahatlamak, dinlemek; 4)kolaylaşmak
- rehat kerdış — rahat etmek, kolay yapmak; 2)rahatlatmak; 3)kolaylaştırmak
- rehat nıverdayış — rahat bırakmamak, tedirgin etmek
- rehat nıyu — rahat değil, kolay değil
- rehat vındertış — rahat durmak
- rehatê (m) — rahatlık, kolaylık
- rehatê cı muecnayış — kolaylık göstermek
- rehatê kerdış — rahat etmek, sıkıntısız yaşamak; 2)dinlenmek
- rehatê sero — rahat bir biçimde, iyi niyetle
- rehatêy xue uınyayış — rahatına bakmak, başka şey düşünmemek
- rehatêy xuera mvênayiş — rahat yüzü görmemek, hayatı hep zorluklar içinde geçmek
- rehatêya — rahatlıkla, kolaylıkla
- rehatsız — rahatsız
- rehatsız kerdış — rahatsız etmek
- rehbere (m) — rehberlik, kılavuzluk, öncülük
- rehin dayış — rehin etmek, rehin olarak vermek
- rehin eştış — rehin olarak bırakrrtak
- rehine — rehine, tutsak, tutak rehm (n):acıma duygusu, merhamet
- rehinıdı ru-enayış — rehine koymak rehin olarak koymak
- rehm zerre kotış — acımak, merhamete gelmek
- rehmet (n) — rahmet
- rehmet bıyayış — rahmet olmak
- rehmet yarayış — rahmet yağmak, yağmur yağmak
- rehmet şayış — rahmete gitmek, ölmek
- rehmeti — rahmetli, merhum
- rehwun — rahvan, rahvan biçiminde koşan (at)
- rehwuna — (at) rahvan biçiminde koşarak
- rehwuna şayış — rahven biçiminde gitmek,rahvan biçiminde koşmak
- rekor — rekor
- relin (n) — baldırın üst kısmı; 2)uyluk kemiği
- relıat ameyış — kolay gelmek, rahat gelmek
- relıata — rahatça, kolayca
- relıate cı mştış — rahatlık batmak
- relıate cı nıdayış — rahat vermemek, rahatlık vermemek
- relıate venayış — rahatlık görmek, rahat bir biçimde yaşamını sürdürmek
- relıatsız bıyayış — rahatsız olmak; 2)rahatsızlanmak
- relınıeti bıyayış — rahmetli olmak, ölmüş olmak
- relıvvunki — atların biniciyi sarsmayan koşma biçimi, rahvan biçimi
- rem (n) — firar, kaçma
- remaye — kaçmış, kaçkın; 2)kaçak
- remayış — kaçmak, firar etmek
- remil (n) — remil, bir çeşit fala bakma, fal, kum falı
- remil eştış — remil atmak, fala bakmak
- remnaye — kaçırılmış olan, kaçırılan (kız, çocuk vb)
- remnayış — kaçırmak, zor kullanarak birini yanında götürmek
- remıyayış — kaçılmak; 2)kaçırılmak
- rencberê (m) — rençperlik, ırgatlık
- rencberê kerdış — rençperlik etmek, toprak işlerinde çalışmak
- rene (m) — çalışma, iş, çiftçilerin yaptığı iş (bağ, bağçe, tarla işi)
- rene bıyayış — (çiftçi) çalışılmak, iş yapılmak 267
- rene kerdış — (çiftçi) çalışmak, iş yapmak
- rene ver şayış — (çiftçi) çalışmaya gitmek, işe gitmek
- reneber — rençper, ırgat
- reng (m) — renk; 2)boya
- reng bıyayış — renklenmek; 2)boyanmak
- reng cı dayış — renklendirmek
- reng dayış — renk vermek
- reng eştış — renk atmak
- reng gırotış — renk almak
- reng kerdış — renklemek, boyamak, renk vermek
- reng nıdayış — renk vermemek
- reng reng — renk renk, çok çeşitli
- reng rue-dayış — renk vermek
- renga reng — rengarenk, renk renk, her renkten olan
- rengin — renkli; 2)boyalı
- rengine (m) — renklilik
- rengkerde — renklendirilmiş, renkli
- rengyen — renkli
- req — tak, takır, tahta gibi kuru bir şeye vurulunca çıkan sert ses; 2)kum, kupkuru; 3)zayıf, cılız
- req bıyayış — kupkuru olmak; 2)çok zayıflamak
- req req — tak tak, takır takır, zangır zangır
- req req bıyayış — takırdamak
- req req kerdış — takırdatmak, zangırdatmak
- req req vetış — takırdamak; 2)takırdatmak, takırtı çıkarmak
- req ruq — tak tuk, takır tukur
- req rut — kupkuru, yeşilliği kurumuş
- reqabet (n) — rekabet, yarışma
- reqabet kerdış — rekabet etmek, yarışmak
- reqayiş — tıkırdamak, takırdamak; soğuktan dişleri zangırdamak
- reqem (n) — rakam, sayı, numara
- reqem cı dayış — numaralamak
- reqem cı dıyayış — numaralanmak
- reqem kerdış — numaralamak
- reqemin — rakamlı, numaralı
- reqi (m) — tıkırtı, takırdama sesi, 2)zangırtı
- reqi (m) — rakı, sert içki
- reqi ruqi — takırtı, tukurtu
- reqibê (m) — rakiplik
- reqici — rakıcı
- reqis kerdış — rakıs etmek, raksetmek, dans etmek
- reqisiyayiş — raksetmek, dans etmek
- reqisnayiş — rakıs ettirmek, dans ettirmek
- reqnayiş — tıkırdatmak, takırdatmak
- resaye — ulaşmış; 2)yetişkin, olgun
- resayış — ulaşmak, varmak; 2)yetişmek, olgunlaşmak
- resayış — (ayak vb) kaymak, kaymaya konu olmak
- resene (n) — kıldan yapılmış kalın ip, urgun, halat, örk
- resene muındış — urgan örmek
- resim vıraştış — resim yapmak
- resini (n) — resim, fotoğraf
- resnayış — ulaştırmak, yetiştirmek, vardırmak
- resnayış — kaydırmak
- resnn untış — resim çekmek, fotoğraf çekmek
- resnnyen — resimli, fotoğraflı
- resnıkın — kaygan, kaydıran (yer)
- resul — resul, kitablı peygamber
- resıknayış — kaydırmak
- resıkıyayış — kaymak
- resıyayış — varılmak, ulaşılmak, yetişilmek
- revvbı rew — kolay kolay (olmaz),
- rew erê — er geç
- rew rew — erkence, erken olarak; 2)çabuk çabuk, kolay kolay
- rewarew — kolay kolay, kolayca
- rewna — çoktan, uzun süreden beri
- rewra — erkenden, erken olarak
- rewyen — eski, eskide olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan
- rey çarnayış — oylamak, oya sunmak, oya baş vurmak
- rey çarıyayış — oylanmak, oya sunulmak
- rey bıyayış — hayvanları otlatmaya gönderilmek
- rey dayış — oy vermek
- rey eştış — oy atmak
- rey kerdış — (birini) göndermek; 2)hayvanları otlamaya göndermek
- rey-na — bir kez daha ;
- reya (m) — damar; 2)bitki kökü; 3)kas, kas bağı
- reya (m) — sağmak, sağmak yağmur; 2)gök gürlemesi
- reya gurrayış — gök gürlemek
- reya panayış — sağmak yağmaya başlamak
- reyek — bir kez, bir defa
- reyey xue dayış — oyunu vermek, oyunu kullanmak
- reyna — gene, bir kez daha; 2)gelecek sefere
- reyrı dayış — oylamak, oya baş vurmak
- reyrı dıyayış — oylanmak
- reysa (m) — sinir, sinir damarı; 2)ağrı, sızı; 3)titreme, sancılı titreme
- reysa tıra şayış — karıncalanmak
- reysâ kerdış — karıncalanmak
- rez (n) — asma, üzüm kütüğü; 2)bağ, üzüm bağı
- rezalet — rezalet
- rezaletê (m) — rezalet, rezaletlik
- rezil — rezil, alçak
- rezil bıyayış — rezil olmak
- rezil kerdış — rezil etmek
- rezil uw ruswa bıyayış — rezil rüsva olmak
- rezile (m) — rezillik, alçaklık
- rezile kerdış — rezillik etmek
- rezile untış — rezillik çekmek
- rezun (n) — üzüm bağlarının bulunduğu alan
- reşele (n) — eskiyip lime lime sarkan elbise parçası, elbise püskülü, pırtık, püskü
- reşeleyın — eskiyip parçalanmış, yırtık pırtık, eski püskü
- reşmê rue-verdıyayış — püskülleri sarkmak
- reşmeym — püsküllü
- reşıne (n) — püskül, püskül gibi sarkan ; 2)püskü
- rhvayet bıyayış — rivayet olunmak
- riayet — riayet
- riayet kerdış — riayet etmek
- riçal (n) — reçel
- riçalın — reçelli, reçellik
- rica (m) — rica, dileme
- rica kerdış — rica etmek, dilemek
- rica kotış — ricada bulunmak, yarvarmak
- rica minnet — rica minnet
- ricaçi — ricacı, ricada bulunan
- rieç dıma şayış — iz sürmek, iz sürdürmek
- rieç gırotış — izlemek, iz sürmek
- rieç kerdış — giderken iz bırakmak; 2)iz sürmek
- rieç romıtış — iz sürmek
- rieç ser kotış — izi kaybetmek; 2)çığırdan çıkmak
- rieçey xue vin kerdış — kayıplara karışmak, kendi izini kaybetmek
- rieçın — iz bırakılmış (yol)
- riec vvar ameyış — damdan duvara su sıymak, duvardan su akmak
- riem bestış — irin bağlamak, irinlenmek, iltihaplanmak
- riem de-kotış — iltihaplanmak
- riem verra dayış — irin akıtmak, irinli yarayı açmak
- riemm — irinli, iltihaplı
- ries rieştış — yün eğirmek, ığ ile yün eğirmek
- riesın — eğirmiş ipten yapılmış olan
- riesıyayış — eğirmiş olmak, yünü ığ ile ip haline getirilmek
- riex kerdış — ishal yapmak
- riexin gınayış — ishal olmak
- riexinê (m) — ishal olma durumu
- riexm — ishalli
- riez bıyayış — dizilmek, sıralanmak; 2)düzülmek
- riez kerdış — dizmek, sıralamak; 2)düzmek
- riez kotış — sıraya girmek, kuyruğa girmek
- riez riez — dizi dizi, sıra sıra; 2)satır satır
- rieza riez — dizi dizi, dizilerek
- riezkerde — dizili, dizilmiş olan
- riezıi (m) — zincir
- riezılın — zincirli
- riezın — dizili
- rieşta rieştış — iğ ile yün eğirmek
- rikê kerdış — inatçılık etmek
- rindê cı dayış — güzellik vermek, güzellik kazandırmak
- rinde (m) — güzellik, iyilik
- ring — tırınk, tıngır, metal gibi sert cisimler birbirine çarpmasıyla çıkan kalın ses
- ring ring — tırınk tırmk, tıngır tıngır
- ringi (m) — birbirine vurulunca çıkan metal sesi, tıngırtı
- rivvayet (n) — rivayet, nakletme
- riwayet kerdış — rivayet etmek, nakletmek
- riya (m) — riya, iki yüzlülük
- riyakar — riyakar, iki yüzlü
- riyakarê (m) — riyakarlık, iki yüzlülük
- rizqiy xue vetış — rızkını çıkarmak
- rmd — güzel, iyi
- ronnte — ekili, sürülmüş olan
- rotey piercên — çit sırığı
- ruaşn bıyayış — aydınlanmak, ışıklı olmak; 2)berraklaşmak, durulanmak; 3)ağarmak, gün ağarmak, tan yeri aydınlanmak
- ruaşn kerdış — aydınlatmak
- ruaşnê (m) — aydınlık; 2)berraklık
- ruaşnêy çim — gözün feri, görme
- ruaşnyen — ışıklı
- ruaşnyer — daha aydınlık
- ruêciy xue pawitiş — gününü beklemek, günlerini saymak
- rucc akotış — güneş'doğmak, gün aydınlanmak
- rucc tengunedı — dar günde, sıkıntılı günlerde
- ruccuna — günlerce
- ruccıb ruec — gün be gün, günden gününe, günü gününe
- rue-çarnayış — bir şeyin yüzünü yere doğru çevirmek, ters çevirmek
- rue-bestış — besiye çekmek, hayvanı semirmek için iyi beslemek (damızlık hayvan)
- rue-bıyayış — dökülmek, yere dökülmek
- rue-cenayış — yerp dikmek
- rue-cıyayış — yere dikilmek
- rue-dayış — sızmak, sızdırmak, (su vb) bir şeyden yavaş yavaş dışarı akmak
- rue-dıyayış — sızdırılmak
- rue-gerayış — ters çevrilmek, altı üste gelecek şekilde dönmek; 2)caynıak, vazgeçmek
- rue-kerdış — dökmek, yere dökmek
- rue-kotış — (hayvan) yere çökmek, çömelmek, yere yatmak
- rue-nayış — -e indirmek, yere bırakmak, yere koymak; 2)(bitki, fidan) dikmek
- rue-nıyayış — -e indirilmel, yere bırakılmak; 2)(bitki, fidan) yere dikilmek
- rue-nışnayış — oturtmak
- rue-nıştış — oturmak, -e oturmak
- rue-nışıyayış — oturulmak
- rue-qeldayış — ters yüz yere çevirmek, üst yüzü alta gelecek şekilde çevirmek
- rue-qeldıyayış — ters yüz çevirilmak 2)yere yayılmak, yere uzanmak rue-şıyayış:silkelenmek, silkinmek
- rue-verdayış — sarkıtmak, yere sarkıtmak
- rue-verdıyayış — sarkmak, yere doğru sarkmak
- rue-şunayış — silkelemek, silkmek, çırpmak
- ruebeste — besili, besiye çekilmiş olan (hayvan için)
- ruebi — eli açık, cömert
- ruebiyê (m) — cömertlik
- ruebiyê kerdış — cömertlik etmek, cömertçe davranmak
- ruebıyaye — dökük, yere dökülmüş
- ruec abıyayış — güneş açmak; 2)gün ağarmak
- ruec agerayış — (baharda) gündüz uzamaya başlamak
- ruec akerdış — gün aydınlanmak
- ruec anıyayış — yağmur dinmek, bulutlar dağılmak, hava açılmak; 2)gün aydınlanmak
- ruec awun şayış — güneş batmak ruec berz bıyayış:güncş yükselmek
- ruec êr ruecu — gün bugün
- ruec em ruec — gün bugün
- ruec girıyayış — güneş tutulmak, güneş tutulması olayı olmak
- ruec gırotış — güneş almak, güneş görmek; 2)gün almak, randevu almak
- ruec kuera vicayış — güneş doğmak
- ruec kuerı şayış — güneş batmak, güneş ufukta kaybolmak
- ruec lıuna şayış — gün batmak, güneş batmak
- ruec pa nayış — gün koymak, gün tespit etmek, tarih koymak
- ruec pie ınmendış — gün güne uymamak, bir günün durumu diğer bir gününkine benzemez
- ruec purye dayış — güneş vurmak; 2)güneş çarpmak, güneşin altında fazla kalmaktan hastalanmak